14 Ağustos 2011 Pazar

Charles Bukowski


Mahvolmuş Hayatlar

'aynı kadınla iki kez
evlenerek hayatımı mahvettim'demiş
William Saroyan.

hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
her zaman vardır,
William,
neyin veya kimin
bizi önce
bulduğuna
bakar,
mahvolmaya hep
hazırızdır.

mahvolmuş hayatlar
olağandır
bilgeler için de
ahmaklar için de.

ancak
o mahvolmuş hayat
bizimki olduğunda,
işte o zaman
farkına varırız
intiharların,ayyaşların,hapisane
kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin.
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve
tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir
parçası
olduklarının
..


13 Ağustos 2011 Cumartesi

Evi Özleyen Tekneler

                                                                                                                                                                               

                                     Üç küçük tekne, dünyaları fethederdik...
                                 Susadık mı güzelliğe, Boğaz’dan biraz içerdik...
                               Rakı sefamız yoktu amma, ne zaman evi özlesek...
                                              Oraya, İstanbul derdik... 




Fotoğraf:Sezen Mert 
 

11 Ağustos 2011 Perşembe

Steven Tyler


Şöhret; yüzünüzdeki makyajı silince, sizi kimsenin tanıyamaması demektir
..

Zamanın Ötesi ve Jerrah Bekkarh

     "Zaman döngüsü, kendi gerçekliğini saf uzay-zaman gerçelliğinden alır. Eğer viral bir uzay koridoru ortaya çıkarsa bu koridordan zamanın dipüler ve kodipüler boşluklarına rahatça sızılabilir. Temel görelilik buna izin vermese de kuantum fiziği bunu yapabilmemize imkan sağlar. Bu da bizi şu sonuca götürür: Eğer yeterince güçlü bir imge yoğunlaştırılabilirse, bu viral bir uzay koridor açmaya yeter. Ve böylece zamanda ve mekanda serbestçe dolaşmaya başlayabilirsiniz. İşte bu, bize yıldızların yolunu açacak şeydir.
     Buradaki asıl problematik şudur ki, bugüne dek kimse yoğunlaştırılmış güçlü bir imge elde edemedi. !962'de Teksas'ta Profesör Irvingham gereken imgesel boşluğun bir kısmını iyonlaştırmayla elde etti. Ancak bu sadece gerekenin 250/1'i idi. Bu bile ülkenin yarısının elektriğinin kesilmesine neden olmuştu. Dolayısıyla deneylere son verildi, kimse ışınlanmanın ve zamanda yolculuğun peşine düşmedi.
     Fakat şimdi görüyoruz ki, dünyanın her yerinde insan idrarları ortaya çıkıyor. Hepsi yokluktan ortaya çıkıp yoklukta kayboluyor. Tespitlerimize göre idrarın çıkış noktası Beyaz Saray Kütüphanesi ve bitiş noktası da Oxford Üniversitesi Kuzey Kampüsü. İdrar bu aralıkta tüm dünyayı dolaşıyor ve aslına bakarsanız tüm bu idrar yolculuğu aynı anda başlayıp bitiyor.
     Zamanın bir köşesine sıkışmış bir işeme eylemiyle karşı karşıyayız.
     Naçizane teorim şudur ki: dünya üzerindeki biri, İmgesel yoğunlaştırma işlemini başardı. Fakat bunu bilinçli bir şekilde yapmadı, bu onun kendi vücudunda ortaya çıkan bir yan etkiydi. Yoğun araştırmalarım göstermektedir ki, imgesel yoğunlaştırma ancak ve ancak saf bir genç beyinde gerçekleştirilebilir.
     Bir çocuğun beyni...
     Zaten idrarın çıkış noktasına baktığımızda fizyolojik ögelerin tutarlılığı bunu bize gösteriyor.
     Bir çocuk, tüm dünyaya işeyerek bizimle dalga geçiyor...
     Farkında değil ama bu...
     Fiziğin çöküşüdür...
     Bu, kaostur...

KAYBEDENLER SPOR KULUBÜ




Dünya üzerinde, birçok insanın bilmediği,varlığından bile haberdar olmadığı milyonlarca, hatta milyarlarca canlı çeşiti vardır.

Öyleki: kimisinden-değil bir takım kişiler-hiçbir insanın haberi yoktur.(bkz:şirinler)

İşte bu tip canlı türlerinden biriydi Kaybedenler Spor Kulübü’nü kuran yaratıklar.İnsanlara çok benzeyen bu yaratıklardan bazıları, ilerde evrimleşip insan olacaklarını dahi düşünüyorlardı.

Zaten çok da farklı değildiler insanlardan. Sadece kısaydılar biraz(en uzunları bir karış gelmiyordu). Onlarda düşünebiliyor,konuşabiliyor, müzik dinleyebiliyor, spor yapabiliyorlardı.

Tutkuyla yaptıkları işlerin de en büyüğüydü futbol.İşte, Kaybedenler Spor Kulübü’nün acıklı hikayesi burada başladı…

Hayat harikaydı Kaybedenler Spor Kulübü oyuncuları için.Taki, bir hazırlık maçı için Türkiye’nin yolunu tutmalarına dek…

-to be continued-

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Zamanın Ötesi, Cemşit ve Uluslararası İlişkiler

Beyaz Saray'ın kuzeydoğu köşesinde, yani sarayın resmi kütüphanesinde her haftasonu ilginç bir olay yaşanır.
Yerden yaklaşık 90 cm yüksekte bazen sarı, bazen şeffaf bir sıvı belirir. Sıvı yatay bir düzlem izleyerek aşağı doğru akmaya başlar, ardından yere 50-55 cm. kala boşlukta kaybolur.
Olaya ilk şahit olan kütüphane görevlisi Ronald Wilson Reagan, elindeki kahve fincanını deve tüyü halıya düşürür. Ardından telaşla güvenlikten sorumlu ajanlara durumu bildirir.
Kütüphane abluka altına alınır, kimyasal ve biyolojik saldırı analizleri yapılır, Başkan'ın korumaları tam teyakkuza geçer, tüm güvenlik kayıtları incelenir.
Sıvı kayıt altına alınmıştır.
Ertesi gün aynı olay yaşandığında, kütüphane bilimadamlarıyla dolar. Tekrar yaşanana dek araştırmalar sürer ve ertesi hafta...
BUM!!
Sıvıdan bir parça ele geçirilir.
Analizler yapılır ve...
Bunun insan idrarı olduğu ortaya çıkar...
Bazı kişiler bu duruma çok kızar.
Bu yeni bir terör yöntemi midir? Işınlanmayı ABD'den önce bulan bir devlet Amerika'yla dalga mı geçmeye çalışıyordur? Yoksa bu, ABD'yi küçük düşürme yöntemi midir?
Bilimadamları çeşitli teoriler ortaya atarken CIA komplo teorisyenleri de boş durmaz. 
Tüm bunlar olurken, NASA görevlilerinden biri öne çıkar.
Hindistan'lı Genç Profesör Jerrah Bekkarh...
Bir teorisi vardır...


"Zamanın Ötesine İşeyen Çocuk..."



Ancak ne yazık ki, burası Amerika'ydı... Böyle bir saçmalığa kimsenin ayıracak vakti yoktu...
CIA tüm başkentlerle görüşmeye başladı, ve kaos bununla daha da büyüdü.

Sıvı, dünyanın her yerinde aynı anda ortaya çıkıyor, aynı anda kayboluyordu...
Moskova, Tahran, Pekin, Havana, Buenos Aires... Ve daha onlarcası...

Ve her yerde ortaya atılan mantıklı bir teori vardır...
Hindistan'lı Genç Profesör Jerrah Bekkarh'ın teorisi...

"Zamanın Ötesine İşeyen Çocuk..."
Her biri, farklı bir Bekkarh tarafından...

Kaos başlamıştır...





9 Ağustos 2011 Salı

Çekirdekten Yetişme 2



Her sporda olduğu gibi, boğa rodeosunda da bir altyapı mevcut.
Altyapıda kullanılan binekler ise büyükbaş yerine küçükbaş.
..